İnsan Olmanın Kuralları

1. Vücudun senin. Onu sev ya da nefret et. Hayat boyu seninle beraber kalacak.
2. Hayat denen ve yaşadığın sürece devam eden bir okula kaydoldun. Sürekli dersler alacaksın ve bunlar hiç bitmeyecek, her gün yeni şeyler yaşama fırsatın olacak. Bazıları senin kontrolünde bazıları da başkalarının. Bu deneyleri ya seveceksin ya da aptalca bulacaksın, ama bunlar olacak. Read the rest of this entry »

Nazar Değer mi?

BATIL(I) İNANÇLAR –Nazar değmesi nasıl oluyor?
Nazar inancının ardındaki güç, bakışın ruhla bütünleşmesidir. Nazar değmesi ile ilgili olarak en çok kabul gören görüş, gözdeki yansımadır. Eski insanlar sudan, aynadan yansıyan görüntülerinin kendi ruhları olduğuna inanıyorlardı. Karşılarındaki insanın gözleri içinde kendi küçük görüntülerini görünce tehlikede olduklarını, ruhlarının karşısındakinin gözleri içinde hapsolduğunu sanıyorlardı. Read the rest of this entry »

Reddedilmeye Farklı Bir Bakış

Reddedilmeye ilişkin aşağıdaki fikirler üzerinde düşünün ve bunların herhangi birinin sizi yolculuğunuzda destekleyecek yeni bakış açıları sunup sunmadığına bir bakın:

1. Reddedilme sizinle ilgili değildir, kişinin derinden hissettiği öznel ihtiyaç ve hedefleri doğrultusunda yaptığı bir seçimdir. Bir başka insanı kontrol etmeye çalışmak boşunadır. İnsanlar düşündüklerini düşünür ve istediklerini isterler. Değiştirebileceğimiz tek şey, bir başka insanın seçimini yorumlama ve bunlara yanıt verme şeklimizdir. Yeryüzündeki her insan kendi yolculuğundan sorumludur. Read the rest of this entry »

Örnek Pdf CV

Cv hazırlamak yeni mezunlar için ve bu konuda pek deneyimli olmayanlar için oldukça endişelendirici ve uğraştırıcı bir durum olabiliyor. Bu nedenle size örnek olması için hazır cv formlarını sunmaya çalışıyoruz.Umarız yardımcı olur.

Pdf formatında Türkçe ve İngilizce olarak  hazırlanmış olan cv formatlarını devamdaki  linklerden inceleyebilirsiniz. Read the rest of this entry »

Öfkenizi Değerlendirin

Öfkelenmemeniz gerektiğini öğütleyen Yeni Çağ gurularından yorulduğunuz oldu mu? Siz de benim gibiyseniz, zaman zaman öfkeli olabiliyorsunuz. Bahse girerim, güvendiğiniz insanlar size ihanet ettiklerinde ya da insanlar tutmadıkları sözler verdiklerinde öfkeleniyorsunuz.

Öfke harika bir habercidir. Ortaya çıktığında onu fark etmek yaşamsaldır. Onu saygıyla dinleyin ve taşıdığı mesajı düşünerek bulmaya çalışın. Mesaj yalnızca kısmen bir başkasının ne yaptığıyla ilgilidir. Daha da önemlisi mesaj, ne yanıt vereceğinizle ilgilidir. Bir kişinin suratına yumruk atmanız gerekmese de, öfkenize kulak vermeniz gerekir. Onun mesajını görmemezlikten gelir ve kendinize öfkelenmemeniz “gerektiğini” söylerseniz, dürüstlükten uzaklaşma ve haksızlığa, saygısızlığa, sorumsuzluğa yol açma riskiyle karşılaşırsınız. Read the rest of this entry »

Başkaları Ne Düşünüyor Korkusu

Sık sık “Doğru şeyi mi söyledim?”, “Birini kırdım mı?”, “…. demeli miydim ya da sormalı mıydım?” türü düşüncelerle insanlardan uzaklaştığınız oluyor mu?

Kafanızdaki o “küçük ses”in sık sık şöyle dediğini duyuyor musunuz?: “Ne düşünecekler?”

Genellikle belli bir tarzınız olması gerektiğini hissediyor, ama bir türlü kendiniz olamıyor musunuz? Read the rest of this entry »

Ticari Özür

Pazarlama Profesörü Ann Handley, açık bir forumda şöyle yazıyor: “Kanada’da evlere sağlık hizmeti götüren Nurse Next Door firması, bir hata yaptığında, müşterisine taze pişmiş bir ‘özür keki’ gönderiyor. Kekle birlikte içten bir özür mesajı ve sorunu hızla çözmeye yönelik eylemlerin yazıldığı bir not da gönderiliyor. 2008’de keklere 1.500 dolar harcadılar, ama 150.000 dolar tasarruf ettiler.”

Yaşamı Güzelleştirmenin Yolları

Pek çok şeyin yolunda gitmediğini düşünerek sinir ve stres altında bir yaşam mı sürdürüyorsunuz? Yaşamınızı güzelleştirmeye başlamanın bir yolunu mu bulmak istiyorsunuz? Siz de bu şekilde hissediyorsanız, okumaya devam edin; çünkü, işlerin hemen şimdi daha iyi gitmesini sağlamak için yaşamınızda nasıl basit bir ayarlama yapabileceğinizi öğreneceksiniz.

Bir soruyla devam edelim. En son ne zaman şöyle bir durup mutluluğunuzu kendiniz için bir öncelik haline getirmenin zamanının geldiğine karar verdiniz? Read the rest of this entry »

Niçin tahtaya vuruyoruz?

BATIL(I) İNANÇLAR – Niçin tahtaya vuruyoruz?

Çok eski zamanlarda meşe ağacının, yüksekliği ve sağlamlığı nedeniyle, bazı güçlere sahip olduğuna inanılıyordu. Tahtaya vurma inancı dünyanın apayrı iki yerinde birbirinden bağımsız olarak gelişti. Önce milattan önce 2000′li yıllarda Kuzey Amerika yerlilerinde, sonra da Ege’de Helen uygarlığında. Her iki kültür de meşe ağacına çok sık yıldırım düştüğünü gözlemlemişti. Amerika yerlileri meşenin, tanrının yıldırımla yeryüzüne inip üzerinde oturduğu yer olduğuna, Helenler ise Yıldırım Tanrısı olduğuna inanmışlardı. Kuzey Amerika yerlileri, bu ağacın köküne vurarak, ileride başlarına gelebilecek tehlikelere ve şansızlıklara karşı tanrı ile temasa geçtiklerine inanıyorlar ve ondan kendilerini korumasını istiyorlardı. Ortaçağda ise Hıristiyan din adamları bu inancı kendi devirlerine taşıdılar. Onlara göre bu inanışın temelinde Hz. İsa’nın tahta bir çarmıhta öldürülmesi yatıyordu. Hatta Avrupa’nın her katedralinde orijinal tahta haçın küçük bir parçasının bulunduğuna inanılıyordu. Bu tahtaya vurmak ise “Tanrım dua ve isteklerimi gerçekleştir” anlamına geliyordu.

Kara Kedi

BATIL(I) İNANÇLAR – Kara kedi geçmesinin anlamı ne?

Milattan önce 3000′li yıllarda, eski Mısırlılar zamanında kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kediler tanrıça olarak kabul ediliyordu. Kedileri hastalık ve ölümden korumak için kanunlar bile yapılmıştı.

Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile Ortaçağ’da İngiltere’de başladı.

Bağımsız, bildiğini yapan, “inatçı” ve “sinsi” karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı artması ile birleşince, kediler gözden düştü. O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa’da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına ve siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştüklerine dair korku dolu halk hikâyeleri üretildi. Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa’da Kral 13. Louis bu uygulamayı yasaklayana kadar her ay binlerce kedi yakıldı.